Yoktu sesi, yüzü... Kelimeleri vardı, her biri ayrı yaralayıcı... Fotoğrafları vardı, baktıkça konuşacağını sandığım. Yokluğu vardı, bitmez. Böyle aşka böyle bir terk yaraşırdı. Gitti... Bütün gidenleri hatırlatarak... Gitti... Ondan beklenen ama istenmeyen bir gidişti... Güzel bir gidişti ama asla tebrik edilmeyecek, alkışlanmayacak.
“Seni asla unutmayacağım” dedi. Biliyordum, beni asla unutmayacaktı. Alışkanlıklarının dünyasında zamanla bir yerim olacaktı. Her baktığında göreceği, aramadan bulacağı... Ama aynı “zaman”, beni unutmadığını unutturacaktı ona. Ben unutulmamak değil, hatırlanmak istiyordum. Kimsenin bilmediği bir şarkıda, saklı bir kentte, sokaklara dökülmüş serserilikte, bir odada hatırlanmak... Ama önce unutmalıydı beni, unutulmalıydım!
Saçmaydı...
Bir ayrılığın ilk gününde düş kırıklığına oturmak, çok erken kalıyordu düşününce süresini. Süresiz olunca süresi, siyahın tonlarını zorlamaya bile gerek yoktu. Ömrümün Kalanı’ndan bana kalan ömürlük ayrılık, çok hüzün tükettirirdi günlere. Sil sil bitmez yazma şekli, okuma halini alırdı sayfalarda. Zaman çoktu ve yeterdi üzülmeye...
Bir ayrılığın ilk günü: Herkes nesne, nesneler gereksiz, diyaloglar formalite, eylemler tahammül ürünü, eylemler nezaketsizlik yüklü, olağan dışı ve olağan üstü dalgınlık, yamalı tebessümler...
Varlığının sevincini serememiştim yüzüme; yokluğunun üzüncü de dökülemedi yüzümden. “Ya sorarlarsa” kaygısı, tetikte tutuyordu yine de tüm dalgınlığımı. Bahaneler üretiyordum. “Dizlerim ağrıyor” diyordum. Dizlerim ağrıyor... Komikti! Ve gerçek... Bahsi geçen dizlerle vaktinde konuşulabilmişse, onların sonrasında kalp hükmüne maruz kalmaları da doğaldı.
Avutuyordum kendimi. Beni bir daha terk edemeyecekti. Ondan bir daha gitmeyecektim. Ve içime kurnaz bir rahatlık veriyordu, ayrılığının, ömrümün son ayrılığı olması. Oysa gelişimizdeki gitmeler’i karantinaya almıştık. Ters istikametimizdeki kullanıma geçme sevdası, hemen yürürlüğe koydu gidiş adımlarını.
Bir ayrılığın ilk günü yaşanılanların iyi taraflarını hatırlatabiliyordu ama ilerideki çok günü, zaman’dan arınmış acımasızlığıyla sadece beni bekliyordu!
Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum
Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar, bu şehri terk edeli Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM
Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile Pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanıldığımdın Yangınımdın Yangındın
Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum
Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün
İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum
"Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?
Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda. "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum.
Seni bir gün seveceğim Haberin bile olamayacak... Yalnızlığımı resminle paylasacağım Anlamayacaksın... Gözlerine şiirler dökeceğim Okumayacaksın... Her şey istediğin gibi dostça kalacak Bir gün yollar ayrılırsa Vedasız çıkacağım hayatından Gittiğimi farketmeyeceksin Dedim ya haberin bile olmayacak Acılarının ortağı mutluluğunun Parçası olacağım etkilenmeyeceksin Belki sende seveceksin O zaman ben olmayacağım yanında Üzüleceksin... Anılarda ara beni yalancı saatlerde Sonbaharda bul beni Seviştiğimiz gecelerde! İstemiyorum... hayır! Sevme beni yakışmaz Yabancıyız dedik ya bir kere.. Ne aşkımsın sen ne de arkadasım Sen bir yalan sen bir masal Sen benim en saklı hikayemsin Anlatamadığım... Başlangıcını bılmediğim geleceğini kestıremediğim sen en huzunlu kafıyelerımde yasıyorsun sen benım en rısklı şiirimsin sonunu getıremediğim... dalınca resimlerine bır tuhaflık sarıyor anlayamıyorum... bazen cosuyorum bazen de hissizim sana dair ne zaman cevap bulur bu soru bılmıyorum bildiğim senı bır gun seveceğim farkedemeyceksin... aylar mevsimler yıllar gececek belki unutulacak yuzum aldırmayacağım... ama hep içimde kalacak o en tatlı hüzün... adı hiç olmayacak sensız gecelerin ben bu dizeleri yasarken sen uyuyor olacaksın sızlamayacak için... geceler üşütecek belki de beni yalnızlık üstüme devrilecek saatler yokluğunu vuracak çayımı yudumlarken açacağım penceremi gözlerin çağıracak uzaklardan gelmeyeceğim..... elbet bu kente kış gelecek aylardan ocak üşüyeceğim sen gittiğinde bu sokaklara karlar yağacak seni bir gün seveceğim haberin bile olmayacak.... bilmem nereye kadar gıder bu bilinmezlik bu avuntu surer mi yıllarca? yarına bir sey kalmaz belki... belki de hiç beklenmedik anda doğar o güneş sakıncalı bir hayalsin sen gerçekleşmesini istemediğim ve sokmuyorum senı gecelerıme en guzel ruyamsın sen yasarken gormediğim... ellerımı saclarında gezdirdiğimde hıssetmeyecek adına beste yaptığımda dınlemeyeceksin.... ve bu şiiri ben dahil kımse okumayacak seni bir gun seveceğim haberin bile olmayacak.....
ve gun gelecek senı sevdiğimi yaralı akşamlara doktuğum mısralara en aydınlık sabahlara söyleyeceğim ama sana asla.....!
Unutmadım, unutamadım seni,o öldüren sevgini, Vazgeçmedim senden umudu kesmedim gözlerinden, Bekledim doğan güneşle, belki o getirir diye seni, Karanlıkta yıldızlara sordum, yoksa onlar mı getirirdi sevdiğimi.
Durmadım,yılmadım kalbimden, kalbine duyurana kadar sevgimi, Bitiremedim, nefret etsem bile bu yok eden özlemi, Canımı yoluna verdim, yıkılmamak için savaştım, ah bir görsen beni, Ben seni sevdim, ben sana kaldım, yeter artık çağır şu yüreğimi.
Elimden gelen sadece büyük bir haykırış, Umutsuz belki, bir ihtimal bile olmasa da bu yakarış, Neden bir tanem, neden, gelsen şimdi biter her acı yine kalplerde barış, Sevgiye senin ki, hadi bir kalp bağışla bana, sanadır bu yalvarış.
Görmüyor musun bitiyorum sensiz, eriyorum bir mum gibi, Hadi ateş ol tekrar yak beni, hatırla hor görme geçen günleri, Boş kalmasın anılar kalmasın yaşanmışlığıyla, koparma içimden, Bitsin bu ayrılık, ellerimi tut yine sen değil misin ki yaşamımın tek sebebi.
Koş tekrar benimle aynı hayallere, sımsıkı tut bırakma benim gibi, Ben seni tutarken kaybetmemek için, yakala hadi attım sana kalbimi, Gördün mü ışığı geleceği gösteriyor şimdi, ayrılmayan ikimizi, bitmeyecek sevgimizi, En güzel duyguların başladığı, senin bana gelen en saf halini.
Anladın mı seni seven bir kalp var yeryüzünde, seni arayan, Buldun mu şimdi aradığını, yalnızlığın hain kollarında, Verdin mi kararını, uyandıracak mısın beni bu kötü rüyadan, Açacak mısın kollarını, yeniden ısıtacak mısın benimle varlığımı, yine her an.